ÖZELEŞTİRİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖZELEŞTİRİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 02, 2008

Dar Ayakkabı

O bayram bana ayakkabi almaya karar verdiler.

Hazir ayakkabi satan magaza yoktu $ehirde. Tek ayakkabi yapan dukkáninda ayakkabici ciplak ayagimi bir kartonun uzerine koydu, iyice basmami soyledikten sonra agzindaki kur$un kalemi eline alip ayagimin cevresini cizdi.

O ayagimin cizildigi karton benim ayakkabi numaramdi.

Gunlerce yeni ayakkabilarimin hayalini kurdum. Babamin anlattigina gore ayakkabilarim siyah ve bagcikli olacakti.

Kapinin her calini$inda ko$tum.

Ayakkabilarim bayramdan bir gun once geldi, siyah-bagcikli.

O gun onlari giymedim. Bayram gecesi

yatagimin altina yerle$tirdim yeni ayakkabilarimi.

Arada bir kalkip kutusundan cikartiyor, yere koyuyor, yukaridan, yandan, onden bakip duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanliginda kim bilir kac kez ok$adim.

Uyku girmedi gozume.

Sabahleyin ev ahalisi kalktiginda, ayakkabi kutusu kucagimda sandalyede oturuyordum ben....

Ayakkabimi babam giydirdi.

Ayagima olmami$ti ayakkabilarim, dardi ve canimi yakmi$ti.

Ama bunu babama söylemedim. O "Sikiyor mu?" diye sordukca "Hayir"yanitini veriyordum. "Dar, ayagimi acitiyor" desem, geri gidecekti ayakkabilarim ve ayakkabicinin hemen bir yeni ayakkabi yapmasi olanaksizdi.

O bayram sabahi canim yana yana yurudum.

Bir sure sonra aci dayanilmaz oldu.

Di$imi sIktim.

Topalladim.

Soranlara "Dizimi vurdum" dedim, ama ayakkabilarimin ayagimi sIktigini kimseye soylemedim''. *
Dogrusunu isterseniz ya$am dar ayakkabiyla yurumektir.

Kimi zaman dar bir maa$, kimi zaman sevimsiz bir i$...

Kimi zaman bir mekan dar ayakkabi olur bize, kimi zaman bir cevre,

kimi zaman bir sokak, ya da bir $ehir...

Kimi zaman dostluklar, arkada$liklar, beraberlikler bir dar ayakkabiya donu$ur.

Kimi zaman zamandir dar ayakkabi, gecmek bilmez.

Kimi zaman zenginlik, kimi zaman ba$inizi koydugunuz yastik...

Caniniz yanar.

Topallaya topallaya gidersiniz. ......



Gönderen: Turan YILDIZDAĞI

Boyayı Mı Beğenmedin Boyacıyı Mı?

Hep hikmetli konuşan Lokman Hekim’in derisi siyah, dudakları da kalınmış. Değerli sözlerini duyarak hayranı olan biri bir gün bakmış ki hayalinde büyüttüğü Lokman, siyah yüzlü, kalın dudaklı biri. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken Lokman Hekim, adamın içinden geçenleri sezmiş olacak ki, şöyle çıkışmış:
– Birader, neden öyle şaşkın bakıyorsun? Boyayı mı beğenemedin, yoksa boyacıyı mı?

Sonra da ilave etmiş.

– Bak, demiş, benim ne yüzümün siyahlığında, ne de dudaklarımın kalınlığında bir tesirim vardır. Onları Yaratan öyle yaratmış, öylesine uygun görmüş. Benim tercihim değil...

Evet, insanların yüz güzelliği, yahut da çirkinliğiyle kendilerine bir pay çıkarmaları son derece yanlıştır. Ne güzellikte bir etkisi vardır, ne de çirkinlikte. Her ikisini de yaratan ve layık gören Allâh-ü azimüşşandır. İnsan kendi iradesiyle kazandığından sorumludur.


Gönderen: Turan YILDIZDAĞI

Özeleştiri

İnsanız, faniyiz, beşeriz, şaşarız...

Oyun ve eğlenceden ibaret olan, bir yolcunun bir ağaç altında verdiği mola kadar zamanımız olduğu tasvir buyurulan bir dünyada yaşarken bunu çoğu zaman unutuyoruz maalesef...

Bazı imkanlar bizlere lutfedildiğinde Rabbimize şükretmek yerine kibirleniyoruz içten içe... Sonra...
Sonra unutuyoruz birer birer bizi diğer mahlukattan ayıran güzel hasletlerimizi...

Ahireti unutuyoruz... Ölümü unutuyoruz oysa ölüm hemen yanıbaşımızda... Hep başkaları ölmeyecek elbette ki bizi de bulacak...
Ölümü unutunca insan... Birşeyler başarınca insan...
Unutuyor Rabbinin emirlerini terk ediyor, uyuyor şeytana ve maalesef Rabbinin yasak ettiklerine yaklaşıyor, o zaman...
Allah sonumuzu hayr eyleye.. Dua buyurun dostlar...


Gönderen: Turan YILDIZDAĞI