Salı, Ocak 01, 2008

Kurtuluşun Hikayesi

Yirmiyedi aralık bindokuzyuzondokuzDağlarına kar yağmış Ankara`nınAnkara ; bozkırın ortasında unutulmaya yüz tutmuş heybetli şehirAh kardaş kim dayanır yüzyılların sürgün edilmişliğineAma Ankara bir gurur abidesi gibi ayaktadırO sarışın kurt için hazırlamıştır bedeniniYıkıntıların ortasında bir kaleye yaslamış sırtınıVe bataklığından hastalık yayılır Ankara ; bozkırın ortasında yoklukların şehriYeniden doğmak için bekliyor Yüzyılın bir kere doğurduğu o büyük dehayı koynunaİstanbul`a gitmeli diyordu komutanlardan bazılarıVe Sivas Kongresinin zatı muhteremleri`Siyasetin uzağında kalmak yenilmek demektir` diyorlardı`Eğer meclis padişaha düşmanlık ilan ederse``Anadolu halkı kimin arkasından gider``Kuva-yi milliye`nin mi` diyordu Kara Vasıf BeyBelliydi ki; Mustafa Kemal Pasanın özgürlük ateşi sarmamıştır yüreklerini dahaVe Türk insanının doğasını anlamamışlardırVe üstelik esaretten kurtulma savaşında bir başka esarete bakıyorlardıYüzyılın esaretine; padişahın kulluk esaretine`İstanbul yönetmenin ve elde etmenin bağrıdır` diyorlardi bu yüzdenHalkın bağrından iyi toprak mı vardıİstanbul`un ihanetin pusunda kalmış sokaklarını düşündü ODüşmanın süngüleriyle çiğnediği kutsiyeti de`Halk için savaşacaksak eğer``Halkın yanında olmalıyız` diyordu OGözlerinden zaferi müjdeleyen ışığı şavkılayarakBoz kalpağı başında dimdik duruyordu Dikmen sırtlarındaAnlamak halkı Ve onlar için savaşıldığına inandirabilmekHangi güç durabilirdi inanmış Türk insanının karşısındaGülümsedi Mustafa Kemal PaşaBir o biliyordu sanki zaferin kesinliğiniHiç bir inanç bilmenin keskinliği olmadan beslenemezdiO geleceğin rüzgarında bugünü yaşayandı belki`Bir millet istemezse kimse esaret altına alamaz` diyordu`Türk milleti yüzyıllardır cihana hükmetti``Ve bu millete kimse hizmet etmeyi öğretemedi` diye anlatıyordu`Millet bir koyun sürüsü ona bir çoban lazım o da benim` diyordu padişahİstanbulun semalarına yükselen teslimiyet ruhuyduAnkara özgürlüğün tacını giydirecek Anadolu`nun toprağına diyorduDişlerinin arasından ıslık gibi çıkan bir nefret sözcüğüydü saltanat`Bu milleti yok eden kul olma duygusudur``İşte bu yüzden Ankaradayız``İşte bu yüzden İstanbul`un yılgın toprağından uzaktayız``Hiç bir devlete boyun eğmemiş Anadolu halkının yüreğidir benim güvencem``İşte bu yüzden Ankara` diyordu ona bunu soranlaraMandacıların ve himaye isteyenlerin elde edemediği ruhtur Ankara`İşte Anadolu`nun bu saf cocuklarıdır gözlerime vuran inancın bilinmişliği``Bu yüzden Ankara`dır bundan sonra mücadelemizin kalesi` diyordu OYirmiyedi aralığın güneşli ama soğuk bir günündeİnancıyla Mustafa Kemal Paşa tarihin en orta yerinde depremler yaratıyorduHiçbirşey artık eskisi gibi olmayacaktıHiçbir abartı katılmamış bir kahramanlık türküsüdür bu kardaşEski zaman ezgileri gibi yayılır dudaklarından O sarışın kurdunVe Anadolu halkı özgürlük düşerini yeniden hatırlarYeniden tarihleri allak bullak eden gücünü görürTek bir yalan katılmamış Ve nasıl anlatılırsa anlatılsın Her kelimesinde yetersiz kalan bir destandır bu Herşeyden önce meclis Herşeyden önce meşruluk diyordu OAskeri olmayan, ordusu olmayan bu adama gülüyordu herkesZiraat mektebinin ışığı bile solukturNeye yarayacak meclis diyorlardıGülüyordu O içine atarak bütün hırsınıSavaş kazanıldığı gibi kaybedilirKazandın savaşı diyelimKim oturacak düşmanın karşısına meclis yoksaDüşmandan kurtarıp bir başka düşmanaPadişaha ve halkı unutmuşlara mı teslim edeceğiz bu vatanıOnu anlamayanlar arasında bir yalnız dev gibiydiDüşüncelerinim enginliği kadardı yalnızlığıBöyle başlar kurtuluşun Ankara günleri kardaşKimselerin bilmediği tarih kaderin yoldaşlığında yazılıyorduGüneyde Fransizlar ve İtalyanlarİzmir`in bahar kokularında YunanlılarVe İngilizlerVe en çok düşman olanlar: padişah ve saltanat sevdalılarıTanımakta aciz oldukları; ki kendi beğenmişliklerinin eseriydi bu Türk Milleti`nin kudretini öğrenecekleri felaketlerine yürüyorlardı.

Hiç yorum yok: