Göç kalkacaktı.Karar alınmış uzak akrabalarla akşamdan vedalaşılmış, yakınlarla o gece son bir defa birlikte olunacak ve sabah o kaçınılmaz acı veren ayrılık başlayacaktı.
Kimsenin ağzını bıçak açmaz herkes için için ağlardı ama dışa vuramazdı. Göz yaşlarını ve işin en garip tarafı göçe hazırlanan iki aileden yalnızca iki kişiydiler.
Henüz yaşları kadının 17,erkeğin ise 19'du.
Elde avuçta ne varsa altına çevrilmiş ve hırka içine dikilmişti.Türkiye'de lazım olacaktı.
Hiç bilmedikleri havasına suyuna insanına yabancı oldukları vatanlarına gideceklerdi.
Ayrıldıkları yerden müslüman oldukları için gitmek zorunda olan bu insanlar gittikleri yerde neyle karşılaşacaklardı.
Neyse sabah olmuş köylerinden hiç ayrılmamış bu insanlar tek evlatları kucağında yola çıkmıþşlardı.
Ağıtlar ağlamalar eşliğinde Üsküp Tren Garı'na gelinmiş, eskimiş bir trenin köhne bir vagonuna binmişlerdi.
Anayurda yola çıkmışlardı bir daha belki arkada bıraktıklarına hasret kalacak olan bu insanlar.
Hatta kadının babası bir ara kızının kulağına şöyle fısıldamıştı " kızım gel gitme senin hasretine dayanamam". Ama kızı evladını ve kocasını bırakamamış yoluna devam etmişti.
İstanbul'a gelinmişti.O arada Atatürk'ün ölüm günleri (demekki yıl 1938 miş). İstanbul ana baba günü iğne atsan yere düşmez kalabalık.
Bizimkiler ordan Bursa'ya yola çıkarlar.Nasılmı gelirler onca yolu?
Diğer muhacir göçmenlerle birlikte öküz arabalarıyla yarı aç yarı tok.
Bazen köylülerle karşılaşırlar köylerden geçerken bazıları yardımcı olur ama bazıları onlara düşman gibi bakar nedendir bilinmez.
Onlar müslüman oldukları için Rumeli'den göçerler ama bilmezler ki burda da gavur sanılırlar.
Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinde iskan edilirler ordan Karacabeyin bir köyüne gönderilirler.
Bu arada fakirlik ve yoksulluktan kadın kucağındaki çocuğunu kızamık hastalığından, karnındaki çocunu da doğunca aynı hastalıktan kaybeder.
Ve iki genç insan o çocuğun ölüsüne bile yaklaşamazlar korkudan.
Yoksulluk fakirlik kol gezer işsizlikte cabası, genelde un bulamacı yerler hayatta kalmak için hemde yağsız tarfından.
Zaman geçer... Geçer de, az sıkıntılı değildir o geçen günler. Durumları biraz olsun düzelmiş 9 çocukları olmuş, ancak 2 si hayatta kalmayı başarmış yalnızca. Akrabasız bir aile...
Yıl 1955...
Büyük toplu göç başlamış, Yugoslavya'dan insanlar gelmeye başlamış.
Haber almışlar komşu köyden gelenlerden.. Fesçi Şuayip Efendi ve Nalbant Bekir Aga çocuklarıyla birlikte hazırmış gelmek için..
Kadın ve erkekte buruk bir sevinç yaşanmış...
Nedenmi ? 21 yıl geçmiş... Kimler gelecek ? Kimler kaldı? Belki de kaybedildi...
Hiç unutmamış o günü babaannem.
Çarşamba günüymüş.
Köyün merasına Üsküp'lü Muhacirlerin geldiğini duyunca; evden nasıl çıktığını bilemeden meradaki göçmen guruplarına koşarak gitmiş.
"Sağa baktım sola baktım insanların yüzlerine anamı babamı aradım, ama yoktu göremedim ikisinide" derdi.
Kalabalıktı insanlar ama hiç tanıdık yoktu.
İlerde bir genç gördüm 22-23 yaşlarında.
Ona sordum; "be loçkam nerelisin sen" dedim.
Üsküp'lüyüm aba dedi..
Aaa, neresinden ?
Yahya Paşa Mahallesinden deyince, kadının gözleri ışıldamış ve sormuş;
Terzi Nezir Aga'nın kızıyım ben, Bayram Çavuş'un da geliniyim.
Genç beklenmedik ve umulmadık bir hareketle kadına sarılmış ve "abla benim demiş".
O, kadının henüz bir yaşlarındayken kundakta bıraktığı kardeşiymiş.
Ağlamışlar dakikalarca, sonra memleketten haberler.
Annesi ölmüş kadının. Kardeşinin biri de, babası da orda memlekette kalıp ölmeyi, oraları bırakmamayı tercih etmiş. Benim vatanım burası demiş, gelmemiş kardeşiyle birlikte buraya.
Babannem derdi acaba hiç gelmesemiydim, anama babama hasret gittim.
Ve o da ölene dek buraları benimseyemedi, hep oralardan memleketten bahssetti durdu.
Bizlere ağladı hep, hasretti çünkü. 1980 li yıllarda aile bir ara memlekete gitti ziyarete.
Ama o gitmedi, gidemedi.
Neden mi ?
Parasızlıktan değil, oralara gidip te hasret ateşi daha da harlanmasın diye.
Gidenler döndüğünde, sorduğu, bahçelerindeki zerdali ve armut ağaçlarının varlığıydı.
Çünkü soracak kimsesi yoktu artık oralarda...
Salı, Aralık 25, 2007
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder