Çok eskilerde deri işi ile uğraşanlar derilerini balya haline getirip avlulu evlerinde depo ederlerdi.
Hakimlerin yerine kadı'ların görev yaptığı o tarihlerde adamın biri bütün derilerini evinde balyalar halinde muhafaza ediyormuş. Kış şartları çok ağırmış ve her taraf karla kaplıymış.
Hırsızın biri, bir gece gizlice adamın evine girer, amacı ev sahibinin derilerini çalmaktır. Taşıyabileceği kadar deri balyasını önce depodan avluya taşır ordanda sokak kapısını açarak evin dışına çıkarır ve kar üstünde sürükleyerek çeker götürür. Sabah olup ışık doğuncaya kadar adam birkaç kez bu işlemi tekrarlar ve epey balyayı kendi evine taşımış olur.
Sabah evsahibi uyandığında deri deposunun boşalmış olduğunu farkeder.
Ama kar üzerindeki mevcut izlere baktığında hırsızı bulmanın çok zor olmadığını anlar. Çünkü deri balyaları kar üzerinde sürüklenerek götürülmüş olduğundan, hırsızın evine kadar sürüp giden bir iz vardır.
Adam giyinir ve izleri takip ederek hırsızın evine kadar ulaşır ve kapısını çalar
Hırsız kapıyı açar ve gelene ''buyur ne istiyorsun'' der.
Derilerin sahibi hırsıza ''Sen benim derilerimi çalmışsın diye çıkışır ama hırsız yavuz çıkmıştır, hayır ben senin derilerini filan çalmadım iftira ediyorsun der.
Deri sahibi hırsıza ''Bak izler senin evine kadar geliyor, inkar etme ve derilerimi ver aksi halde kadı'ya gidip seni şikayet edeceğim'' der.
Hırsız da kendinden gayet emin biçimde ''Kime şikayet edersen et, ben deri falan çalmadım'' diyince deri sahibi kadı'nın yolunu tutar.
Bu gören hırsız hemen giyinir ve kadı'ya adamdan önce yetişebilmek için damlardan atlayarak, kısa yolları tercih ederek bir nefeste kadı'nın huzuruna gelir.
Kadı'ya ''Kadı efendi ben birinin derilerini çaldım, kendisi şimdi yolda beni sana şikayete geliyor, beni bu işten kurtar'' diyerek herşeyi anlatır.
Kadı hırsıza ben senin işini hallederim ama bana para vermen lazım diyerek rüşvet talep eder ve hırsız da mecburen bu teklifi kabul eder. Kadı hırsıza ''Parayı Minderin Altına Diz, Arka Kapıdan Vız'' diyerek hırsızın ordan uzaklaşmasını ister. Hırsız da arka kapıdan çıkıp gider.
Az geçmeden derilerin sahibi kadı'nın huzuruna varıp herşeyi olduğu gibi anlatır. Kadı hırsızı kurtarmak için bahane üretmek zorunda olduğundan deri sahibine ''senin deriler ham'mıydı işlenmişmiydi diye sorar.
Deri sahibi kadı'ya derilerim ham'dı kadı efendi der.
Bu cevabı alan kadı o günün içtihadı sayılan bir kitap açarak suçu ve verilmesi gereken cezayı incelemeye başlar. Biraz okumuş gibi yaptıktan sonra deri sahibine dönerek ''Senin deriler ham olduğundan hırsızı cezalandırmam mümkün degil, çünkü kanuna göre deri hırsızlığında suçun cezalandırılması için derilerin işlenmiş olması şartı aranıyor'' der.
Bunu duyan deri sahibinin rengi kaçar ve kadı'ya ''Kadı efendi benim deriler işlenmemişti ama hepsi mazı'lı idi'' der. Kadı bu cevabı alınca hiddetlenir, çünkü hırsızı kurtarmak ve işi kılıfına uydurmak zorundadır. Deri sahibine elindeki kitabı göstererek ''Mazılı Muzulu, İşte Hepsi Burda Yazılı'' diyerek hiddetle bağırır ve adamı huzurundan kovar. Adam ensesini kaşıyarak kadı'nın huzurunu terk eder, böylece hırsız da kurtulmuştur adalete hesap vermekten.
S.1 ) hikayenin ana fikri nedir?
C.1).insanlar rüşvet için adaleti bırakmamalı. Çünkü ALLAH her şeyi görüyur.
S.2). Hikayeden çıkarılacak ders nedir?
C.2).böle hırsızlık yapan birini rüşvet için korumamalı. Adalet her zaman yerini bulmalı . çünkü en büyük kadi ALLAH dır.
S.3)Hikayeye göre ne yapılmalıdır?
C.3). insanlara güvenilerek getirilen o makama ihanet edilmemeli. Adaletten sorumlu birinin adaleti aksatmaması gerekir. İnsanlar her zaman şerefi için yaşar.
07110834
Muhammet BATAL ÇELİK
Windows Live tüm arkadaşlarınızla tek bir yerden iletişim kurmanıza yardımcı olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder