TECRÜBE
Sevgili okurlar tecrübe`nin karşılığı ``Yaşanmışlık`` olmalıdır, yani evvelce birşeyi en az birkaç defa yaşayarak öğrenmek ve aynı durumlarla karşılaşıldığında eski yaşanmışlıkla karşılaştırıp olası hataları minimuma indirebilmek. Bakıyorum da Türkiye`de her taşın altından kıvırtma bir söz çıkartılıyor ``Tecrübe`` ama neyin tecrübesi, hangi yaşamışlığın tecrübesi bundan bahsedilmiyor. Tecrübeli denen bir insanın tecrübelerini örnek alacak olursanız eskiden yaşanmışları yani o insanın tecrübe kapsamına girenleri şöyle sıralayalım. İstanbul`dan Bağdat`a trenle gitmek günlerce sürerdi, çünkü başka imkan yoktu. Hastane olmadığından ülkede doğan hemen hemen bütün çocukların ebeler tarafından doğurtulurdu, şimdi vücutları bozulmasın diye sezeryen ile doğuran çok kadın var. İstanbul`un nüfusu 600.000 idi, bunların ufak bir kısmının rum, ermeni ve yahudiler ile Anadoludan gelen apartman kapıcılarının olduğunu gerisinin ise eski İstanbullular oldukları bir gerçek. Şimdi ise İstanbul`da İstanbullu aile kalmamış gibi. Ailelerin birarada yaşadığını, Büyükbaba yemeğe başlamadan kimsenin başlayamayacağını, büyüklerin yanında ayakayak üstüne bile atmanın yasak olduğu da bilinen birşey. Otomobillerin çalışmaması halinde önünden ve dışardan bir demir kol ile çevrilerek motorlarının çalıştırıldığını da iyi hatırlarız. Bütün ülkede Belediye Başkanlığı Valilik ile birlikte tek görev olarak atama ile yapılırdı. Amerika`ya gidecek öğrencilerin 3 aylık vapur seyahati sonuna ancak Amerika`ya gidebilirlerdi, başka vasıta yoktu. Kaleci Turgay Şeren ceza sahası içinde topu istediği kadar elinde tutabilirdi, oyuncu değiştirmek her şartta yasak idi, yani futbol bile büyük değişikliğe uğramış. Televizyon, bilgisayar, cep telefonu, klima, fax, teyp, fotokopi, sürat motorları, elektrikli traş makineleri, doğalgaz, evlerde sıcak su ve kalorifer gibi şeylerin de olmadığı bir gerçek. Kalp nakli veya kalp damar ameliyatı diye bir şey olmadığını da biliyoruz ama bunlar bugün artık apandisit ameliyatı gibi oldu. Bu yazdıklarıma daha çok miktarda eklemek mümkün ancak bu sütuna sığmayacağı için yazamıyorum. Bugün ise hemen herşey değişti, şimdi burada hangi yaşanmışlık veya hangi tecrübe geçerli, o zamanın mı, yoksa bugünün mü? Neyin tecrübesi? Siyasette aynı şekilde değişti, eskiden ne kaldı? Anayasa bile kaç defa değiştirildi, sanırım yakında bir daha değiştirilecek. Şimdi çocukların büyük kısmı artık hastanelerde doğuyor. Nerede kaldı büyük aileler, torunlar şimdi dedelerinin burnuna doğru ayaklarını uzatıyor veya yanlarında sevgililerini mıncıklıyor. Bilgisayarlarda porno filmleri oynatılıyor. Kaleciler topu artık ellerinde sadece belli süre tutabiliyor, futbolculara trilyonlar ödeniyor, birçok kural değişti. Sevgili okurlar dünyada herşey o kadar çabuk değişiyor, yıllar su gibi akıyor ve biz hala tecrübe ve yaşanmışlıktan söz ediyoruz. Yaşanmışlık var elbette ama bugünkü ile aynı değil, o zamanın şartları başka idi , bugünün şartları başka, durupta şimdi tecrübeden bahsedemeyiz. Tecrübe demek evvelce yapılan şeylerin tekrarı ama bunların hiçbiri tekrar değil hepsi yeni şeyler dolayısı ile tecrübe kalmamış. Diyelim kendimizi yeniliyoruz, yaşıyoruz ve çalışıyoruz o zaman neden bugün Türkiye`de 50 yaşının üzerinde %97 insanımız daha Bilgisayar kullanmasını, açıp kapatmasını , cep telefonu ile mesaj çekmesini bilmiyor, o zaman nasıl ve neyin tecrübesi ki 2007 yılında hala eskiden yaşanmış olabiliyor? Haa 10 yıl evvelinin tecrübesi ise, o gençlerde de var, yaşlılarda ise yok ama daha eskiye giderseniz bugüne kalan hiçbir şey yok ki tecrübe olsun, herşey değişti. Tecrübe lafı sadece gençlerin önünü kapatmak için kullanılan bir silah, başka hiçbir şey değil. Yoksa bu tecrübeli denilenler uzaylılar olmasın?
Çarşamba, Ocak 02, 2008
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder