Salı, Ocak 01, 2008

İMKANSIZ AŞK

Eski cumbalı evlerden ,Asım Efendinin konağıve Asım Efendinin biricik kızı Nazlı, adı gibi gülyüzlü bir kız, yeşil gözlerini Çerkez annesi Kadriyehanımdan almış, uzun boylu, endamlı, bembe yanaklı, güler yüzlü bir kız, ve sabahları, her günyattığı odanın açık penceresinden içeri dalga dalgayayılan "Alişimin Kaşları Kara aman açtın bağrımdayara !" diye gür bir erkek sesine yatağından fırlayıp, sesin sahibi faytoncuyu görmek için pencereye koşardı...O zaman kızların erkeklekonuşması ayıp sayıldığı için, ancak kafes arkasın-dan görebilirlerdi bir birini...Faytoncu Ali, kır kısrağı kamçılarken, kafes arkasın-dan, kendini çok güzel bir kızın izlediğini fark etmeyerek geçip giderdi..Başında kırmızı fesi, uçlarıkıvrık siyah bıyıkları, geniş göğsü, kıllı göğüsleri vealnına dökülen siyah kömür gibi saçları ile tam birerkek güzeliydi.."yakışıklı"Nazlı, ancak kafes arkasından gördüğü bu fayton-cuya gönlünü kaptırmıştı..Dadı Atiye, "Ah ! Küçükhanımısı, senin yüreğini yakan derdin ne olduğunubiliyorum, ama Paşa dedenin kulağına giderseseni de delikanlıyı da zindana attırır !diye ağlardı...Nazlı, "Ah dadı ! Çocukluğum senin yanında geçti...Annemin vefatından sonra, ikinci bir annemde sen oldun, kimseye açamadığım sırlarısen biliyorsun, o faytoncunun kim olduğunu öğrenbana !"diye göz yaşı döküyordu..." Deli kız, şimdi beni de ağlatacaksın, üveyannen, Nur hanım, duyarsa, beni evden kovdurur !diye çaresizliğini belli ediyordu...Ama, Nazlı o günden sonra, günden güne eriyip "zayıflama"gidiyordu...En birinci hekim başları geliyor ama çare bulamıyordu...En son gelen ,tanınmış bir hekim başı, "küçük hanımın hastalığı ruhsal , havadeğişikliği iyi gelir !"diye öneride bulunmuştu...Asım Efendi, Bursa ,Karacabey'deki biraderinebir mektup yazıp gönderdi.."Sevgili biraderim, Nazlı'ya ,İstanbul havası yaramadı galiba, iyileşinceye kadar, yeğenini yanı-na gönderiyorum, ben de işleri yoluna koyum seni gelip göreceğim, Zeliha'ya selam eder, yeğenlerimin gözlerinden öperim, ayrıca Nurhanımın da selamı var..."* * * *Dadı Atiye, ye, öz kızı gibi sevdiği Nazlı'danuzak kalmak zor gelmişti, buna en çok sevinen üvey annesi Nur hanım olmuştu...Ayakta dolaşıyordiye kızıyordu kıza...Asım Efendi, çok yaşlı olduğu halde, sırf servetine konmak için evlenmişti onunlaAsım Efendi'nin Beykoz sırtlarında bir konağı, Yalova'da da, çiftliği vardı, çiftliğin başında iseNur hanımın erkek kardeşi duruyordu, adı Nejatolan bu genç, serseri ruhlu, sadist bir gençti...Nazlı da da gözü vardı. Dadı bunu bildiği için, Nur hanımın olmadığı bir gün, Asım Efendiye" Bey efendi, ekmeğinizi yedim, çok hakkınız varbende...Rahmetli eşiniz Münevver hanımı da çokseverdim...Diyeceğim şu ki, Allah gecinden versinsize birşey olsa, Nejat denen iblis, malınıza mülkünüze konar, ölmeden önce, hiç olmazsakonağın tapusunu kızının üzerine yap...!" dedi...Asım efendi, Nur hanım ne derse ona inanırdı.Saf bir adamdı...Nur Hanım, sinsi ve tilki gibi kurnaz ve şeytana ters giydirecek planları vardı.Akıllı bir kadın olan Nur hanım, "Nazlı'nın Karacabeyçiftliğine gönderilmesinde büyük rolü vardı...AsımBeye, " kızı kardeşinin çiftliğine gönder !" diye aklı o vermişti kendine...*********Nazlı çiftilikten dönmüştü, yüzüne biraz renk gelmişse de, iştahsızlığı, neşesizliği hemen farkediliyordu. "Küçük hanımısı, senin zayıflamana dayana-mam ben diye, çarşafı başına geçirip, tranvayabinip, Üsküdar'a geçti, orası eskiden mesire yeriydiKurbağalı dere, Kağıthaneye, eskiden zengin aileler gelirdi...Faytonlar sıra sıra dizilmişti. Nazlı'nıntarifi üzerine, faytoncu Ali'yi buldu...Onu konuştur-mak için faytonuna bindi..."Nereye hanımanne ?" dedi.."Sür oğlum, ben ineceğim yeri söylerim sana!dedi...Atı kamçıladı, Ali, at hızlandı." Delikanlı, nerelisin sen ?" Adın ne ?""Hayda, hanımanne ! Bilmece gibi konuştun !Adımı sorup ta ne yapacaksın...! Garip Ali'yi ilksen adam yerine koydun...Muhacirim...!"" Benim ki ,merak a oğlum...! Sordum işteAli, gülümsedi, "sormak gibi olmasın senkimsin hanımanne ? " "Asım Efendi adını duydun mu ? ""Böyle biri, bir gün, faytonuma bindi yanereli olduğunu bilmiyorum, yanında da, genç çokgüzel bir hanım vardı..." İşte, ben onun ehliyalindenim ...Beni şuköşede indir oğlum ...!" dedi..Dadı Atiye indi, konağın avlu kapısından girdi.Yemyeşil bir bahçe, ortasında fıskıyeli havuzve arnavut taşları arasında yürümeye başladı.Süs eriği, laden, göknar , ve türlü süs ağaçlarıylaçevrili konak, iki katlıydı...Üstte, Asım Efendi, veyeni evlendiği karısı oturuyordu. Alt katta iseDadı Atiye, Nazlının ve Ahçı ile hizmetkarların odasıvardı...Birinci Cihan Savaşı patlak verince, AsımEfendi, ve Padişah yanlısı ailelerin huzuru kaçmıştı.* * * *Dadı Atiye, başından siyah çarşafını sıyırdı.Nazlı heyecan içindeydi, "dadıcığım kim o faytoncuöğrenebildin mi ?" dedi.."Dur küçük hanımısı, faytoncuyu buldum,adı Ali, muhacirmiş, daha fazla da soramadım...Delikanlı, şüphelenirdi...Nazlı, dadıya sarıldı, yanaklarından öptü..."Dadıcığım sen bir tanesin !"dedi.."Beni tanıştır, onunla....?""Deli misin küçük hanımısı ! Üvey annenkurt gibi, zaten şüphelendi, benim ağzımı aradı...Nazlı ,ağlamaya başlamıştı. " Peki sus, yarınhamam günümüz, hamamdan çıkınca, eve gelirkeneğer ,rastlarsak o faytoncuyu görürüz...!" dedi..Eskiden, hamamda kadınlar, yıkanma bahanesiyle kızları görür, beğendiği kızı oğlunaalmak için, görücü giderdi...Kendisine görücü geleceği, annesi tarafından kıza söylenir, kızhamamda yıkandıktan, türlü kokular vücuduna sürdükten sonra görücü karşısına çıkardı...Gelin adayı kızın, ağzının kokup kokmadığını anla-mak için, kadınlar, su isteme bahanesiyle yakınagelmesini sağlarlardı...Dişlerinin tam olup olmadığı-nı anlamak için de, karşılarına oturtur, komik öyküler anlatarak güldürürlerdi...* * * *Nazlı ile dadı Atiye, hamamdan çıkmıştı. Dadısiyah çarşaf giymiş, Nazlı Ferace denilen, yalınızyüzü açıkta bırakan bir örtü örtünmüştü. Faytoncu Ali, "Bugün nasibimiz kesik galiba !"diye, iki çakmak taşını bir birine vurup, sigarasınıyaktı, sonra, faytonun içinde oturmaya başladı.Dadı ile Nazlı'nın yaklaştığını görünce, "Fayton lazım mı hanımanne ?" dedi..Sonra, atı kamçıladı, fayton hamamın yanınayaklaştı. Önce , Nazlı, bindi, dadı Atiye'nin elindentutarak binmesine yardım etti. Faytoncu Ali, Nazlı'yı görünce çarpılmışa döndü.."Allah'ım, garip kuluna acı ! Yoksa rüya mıbu ?" diye geçirdi içinden. Nazlı, da faytoncu Ali'yiyakından görmüş, daha da heyecanlanmıştı, Kalbi heyacandan güp güp diye atıyordu..."Hanımanne, yabancı gelmedi yüzün bana !"dedi.."Şey...Üsküdar meydanına hiç geldin mi sen ?Dadı, gülümsedi, " geldim delikanlı !" dedi.Atı " deht oğlum !"diye kamçılarken, Nazlı eğilipdadının kulağına eğilip birşeyler söyledi.Dadı, " Evladım, sana kanım kaynadı kiminkimsen var mı ?" dedi.."Yok be hanımanne ! Kimsem yok...Bekarımşöyle temiz süt emmiş bir kız bulup evlenelim dedikgarip arabacıya kim kız verir ! Kızların gözü, şimdi Zabitte, varsa yoksa zabit ! Bizim anamızdepremde doğurmuş bizi...Babamın yüzünü hiçgörmedim...Rodop dağlarında, çeteye karışmış diyesöylüyorlar ama doğru ama yalan....!"Konağın önünde arabadan indiler. Dadı çıkardıbir Mecidiye verdi arabacıya, "Haydi hoşçakalhanımanne !" diye faytonu sürdü Ali...O günden sonra, Ali'nin yüreğine bir ateş düş-müştü...Han odasında yatıp kalkıyordu. Bütün günfaytona binen Nazlı'yı düşündü...Hancı, yaşlı biradamdı...Gün görmüş ,geçirmişti..."A be oğlum, günlerce, ağzını bıçak açmaz, derdin ne söyle ? Biz de gençlik geçirdik, biz debir kıza gönül kaptırdık ! Derdini söylemeyen dermanını bulamaz...! Kimin kızıysa, gidip isteye-lim !"dedi."Ah Davut amca, öyle bir çıkmaz içindeyim kikızın adını bile bilmiyorum, yalınız yüzünü gördüm...Asım Efendinin ehliyalinden olduğunu söyleyen yaşlıbir kadının yanında gördüm kızı...Faytonuma bindi-ler..."Hancı Davut, "Baltayı taşa vurmuşsun beevlat, Asım Efendi, Paşa sülalesinden, o kızı vermezler sana "dedi...O günden sonra, faytoncu Ali, kötü bir öksü-rüğe tutulmuştu, öksürürken içi dışına çıkıyordu sanki...Hancı, " Oğlum, bir hekime görün, bu öksürüğü ben hiç iyi görmüyorum !" dedi..Ali ," Hekim ne yapacak amca, kalbim kanıyordedi...Diken içimde....!" Artık nöbet nöbet öksür-meye başlamıştı...Ağzından kan geliyordu...Vücuduhalsiz düşmüştü..."Ah aksilik yapma be oğlum !Git bir hekime ! Kızmaya başlıyorum sana !" dedi* * * *Nazlı'da o günden sonra umutsuz bir aşkadüşmüştü...Ali'ye kaçsa, Paşa dedesi ikisini deöldürtürdü...Bocalayıp duruyordu. Faytoncu Aliartık, penceresinin altından geçip gitmiyordu...Dadıya, "Dadıcığım, halimi görüyorsun, Ali'mi artıkhiç göremiyorum, onun başına da birşey geldimuhakkak, git Ali'yi gör, ona sevdiğimi söyle dedi* * * *Dadı Atiye , Üsküdar meydanında, faytoncularınbulunduğu meydana geldi. Orada bulunan bir fay-toncudan, Ali'nin .çok hasta olduğunu, bir handahasta yattığını öğrendi...Hana geldi, hancı " Buyur bacı ? Kimi arıyorsun ?" dedi.." Şey...Faytoncu Ali adında bir delikanlıyıgörecektim..."Gel benimle !" dedi..Öne düştü, Ali'nin yattığı odaya getirdi.."Siz konuşun !" diye kapıyıçekip çıktı. Dadı, "Geçmiş olsun evladım ! "dedi.."Ben Nazlı'nın dadısıyım, Nazlı'nın sana selamı varSeni gizli gizli seviyor yavrucak, ben onun bu dileğini yerine getirmek için geldim....!"Ali acı acı gülümsedi, " O nasıl ? " dedi..Dadı, " Yavrucak soldu saraldı, ikiniz de ümitsizbir aşka düçar olmuşsunuz evladım...Elimden hiçbirşey gelmez ki, derdinize çare bulsam !'"dedi..* * * *Nur hanım, "Asım efendi ,ben bunun hastalığınıbiliyorum, kardeşim, Nejat'la evlense hiçbirşeyikalmaz !"dedi.."En kısa zamanda düğün hazırlığınabaşlayalım...!" Dadı, konuşulanları duymuştu, evden kovacaklarını bildiği halde, kapıyı açtı"Bey efendi, Nazlı, Ali adında bir faytoncuyu sevi-yordu, delikanlı da onu seviyordu, ama korkusun-dan, size belli etmedi !"dedi...Asım Efendi, "bana niye söylemediniz ?" dedı.Nur Hanım, " Sen ne dolaplar çeviriyorsun dadı !Pılını pırtını topla, defol bu evden !"diye bağırdı"Siz söylemeden ben zaten gidecektim Nurhanım ! Siz müsterih olun !"* * * *O gün, han odasında faytoncu Ali, son nefesinivermişti...Dadı Atiye, hasta yatan Nazlı'nın odasınagirdi. "Nazlı ! Ben gidiyorum yavrum ! Ali'nin sela-mı var sana !" dedi...Ağlamamak için zor tutuyordu kendini..."Dadı...! Dadıcığım ! Gitme ! "dedi...Ağzından kan geldi, "Bey efendi ! Bey efendibir hekim çağırın !" diye ağlayarak öbür odayageçti...Nur Hanım, " sen hala burada mısın !" Bizne yapacağımızı biliriz !" diye bağırdı...Dadı öfkeyle, valizini alıp çıktı. Dışarıda, yanaklarındanaşağıya göz yaşları akıyordu…

Hiç yorum yok: