Salı, Aralık 25, 2007

cariyeyi dayaktan kurtaran hırsızz

Hırsızın biri, Bağdatlı bir tüccarın yanında bir kese altın olduğunu öğreniyor, hemen hırsızın peşine düşüyor. Tüccar, evine geliyor. Kapıdan içeri girer girmez, cübbesini ve keseyi sofaya bırakıyor. Ayakyoluna gideceğim diyerek cariyesine ibrik hazırlamasını söylüyor. Vaziyeti gören hırsız, içeri girip keseyi aşırıyor. Adam, abdesthaneden çıkıp da keseyi yerinde bulamayınca câriyeden şüpheleniyor, zavallı kadını dövmeye başlıyor. Altınları alan hırsız, arkadaşlarının yanına geliyor ve macerayı anlatıyor. Arkadaşları diyorlar ki: “Çok kötü yaptın, cariyeye haksızlık ettin. Adam şimdi ona hırsızlık isnat eder. Cariyeyi kurtarmak gerekir.” Hırsız, “Evet, hakkınız var. Gidip cariyeyi kurtarayım.” diyor ve tüccarın evine gidiyor. Kapıyı çalıyor. Tüccar ne istediğini sorunca hırsız, “Ben sizin dükkân komşularınızdan filanın kölesiyim. Altın kesesini dükkânda unutmuşsunuz. Efendi gördü, benimle gönderdi. Aldığınızı belirten imzalı bir kâğıt istiyor. İşte kese, bir makbuz senedi veriniz de teslim edeyim.” diyor. Tüccar hem sevinerek hem şaşırarak, “Peki, sen burada bekle. Ben senedi yazıp getireyim.” diye içeri giriyor. Bunu gören hırsız derhal oradan savuşuyor. Böyle bir hileyle câriyeyi dayaktan kurtarıyor.

1 yorum:

merve kocaman dedi ki...

bu yazı bir hıkaye örneğidir.