HİKAYELER
«Reşahat» sahibi : — Bir gün sultan Ahmed Mirza, Matürid köyünde Hoca hazretlerini ziyarete gelmişti. Sultan, huzurda, uzakça ve iki dizi üstünde edeple oturmuştu. Hoca hazretleri ise bir dizini dikip sultanla musahabe etmekteydi. Bir aralık sultanı hoca hazretlerinden gelen heybet öyle istilâ etti ki, kendisini bir titreme sardı ve alnında boncuk boncuk ter taneleri toplandı. Koca bir sultanın bu şekilde,teşhir ve tasarrufu, bütün müridlerin gözleriyle gördükleri bir vakıa oldu. * «Reşahat» sahibi : — Hoca hazretleri, Sultan Mahmud Mirza ile, Ömer Şeyh Mirza ve Sultan Ahmed Mirza'yı muharebede barıştırdılar. Bu vakıayı, Mevlânâ Mehmed Kaadi'nin «Silsile-tül-Arifin» isimli eserinden takip edebiliriz : «Bir gün Semerkant'a haber geldi ki, Ömer Şeyh Mirza, Kıpçak çölü hanlarından Mahmud Mirza ile buluşup Ahmed Mirza'ya karşı harekete geçmek üzere yardımlaşmaya karar vermişler... Sultan Ahmed Mirza'da büyük bir kuvvetle üzerlerine varmaya davranmış ve Hoca hazretlerini yanma almış. Halk arasında rivayet şu : «Mirza, hoca hazretlerini sulh için götürüyor!» Hoca hazretleri asker arasında kırk gün kadar kalmışlar. Muayyen bir yere gelip te iki taraf karşılaşınca, ne muharebe, ne sulh teşebbüsü, ne bir şey... Kendisine, askerlerden bir kabalık vâki olmasın diye sultanın karargâhında büyük bir yer ayrılan hoca hazretleri Mirza'ya demişler ki: «Beni buralara niçin getirdiniz? Eğer cenk ise ben dövüşecek asker değilim! Sulh ise, günlerdir ne diye hareketsiz duruyorsunuz?» Ve dönüp gitmek istemişler. Mirza cevap vermiş : «Benim, sizin murat ve kararınızdan başka murat ve kararım yoktur. Her işde hüküm sizindir! Ne dilerseniz öyle eyleyelim!» Hoca hazretleri ata binip yola düştüler. Ardlarında, emirleriyle, bir bölük süvari... Doğru, Ömer Şeyh Mirza ve sultan Mahmud Mirza istikametini tuttular. Onlar da hoca hazretlerinin kendilerine geldiğini haber almış bulundukları için yarı yola kadar ilerleyip karşılamaya çıktılar. Ondan sonra hep beraber Şahrutî kasabasına gidildi. Hoca hazretleri sultan Mahmud Mirza'ya haddinden fazla iltifatta bulundular ve bütün konuşmalarında ona bakarak sözü idare ettiler. Ondan sonra sulh şartlarını tesbit ettiler : İki tarafın askeri karşılıklı saf bağlayacak ve ara yere büyük bir çadır kurulacak. Çadırda sultanlar toplanacak ve hoca hazretlerinin idaresi altında sulh şeklini kararlaştıracak. Bu tesbitlerden sonra hoca hazretleri Mirza Ahmed tarafına avdet ettiler ve kararı bildirdiler. Ertesi sabah sultan Ahmed Mirza'nın askeri, kararlaştırıldığı gibi, zırh giymeden, fakat silâhlarını kuşanmış olarak tayin edilen yere geldi. Saf olup durdular. Hoca hazretleri de Mirzaları almak ve getirmek üzere Şahrutî kasabasına gittiler. Hoca hazretlerinin tasarrufları Mirza Mahmud'un yüzünden okunmaktaydı; fakat Ömer Şeyh Mirza'nın halinde garip bir tutukluk ve ihtiyat vardı. Nitekim hoca hazretlerinin daveti üzerine Mahmud Mirza şevkle dışarı çıktığı halde öbürü, içinden hesaplı bir tavır göstermekten kendisini alamamıştı. Hoca hazretleri bu tavırdan alındılar ve Mirza Mahmud'u ikaz ettiler ve herhangi bir hileye karşı tedbirli olmaya davet eylediler. Peygamberler peygamberinin buyurdukları gibi «Deveni bağla, sonra tevekkel et!» Mirza Mahmud, askerini toplayıp, karşı tarafta olduğu gibi zırhsız, fakat silâhlı olarak hareket etti. Kısa zamanda üç padişahın askerleri birbirleri karşısında saf tuttular. Çadır orta yere kurulunca, her birlik «Çadır bana uzak, sana yakın!» gibilerden bir çekişmeye girişti. Münazaa uzadı. Hoca hazretleri iki saf arasındaydılar. öğle abdestini orada ve askerin karşısında aldılar. Sonra Mirza Ahmed'e haber gönderdiler : «Ben tek kişiyim ve bilhassa ihtiyarlık zaafı içindeyim. Sizin bunca meşakkatli yolunuza dayanmaya çalışmam birbirinize girmemeniz içindir. Kuvvet ancak bu kadar olur. Artık takatim kalmadı. Eğer bana güveniniz varsa çekişmeyi kesiniz! Çadırı hangi noktaya kurarlarsa kursunlar...» Mirza Ahmed bu ihtarı alınca hemen emir verdi: «Mâni olmayın! Çadırı düşmanlar nerede isterlerse orada kursunlar!. Benim itimat ve itikadım hoca hazret-lerinedir.» Çadır kuruldu. Sultan Ahmed Mirza maiyetleriyle geldiler. Hoca hazretleri de Mahmud Mirza ile Ömer Şeyh Mirza'yı getirdiler. Ahmed Mirza onları uzaktan karşıladı ve hoca hazretlerinin işaretleriyle Mahmud Mirza ile el sıkıştı. Ondan sonra Hoca hazretleri Ömer Şeyh Mirza'yı ağabeyi Ahmed Mirza'nın yanma götürdü. Ömer Şeyh Mirza ağabeyinin elini öpüp yüzüne gözüne sürerek ağladı. Manzarayı görenler de gözyaşlarını tutamadılar. Ondan sonra sultanlar çadıra çekildiler. Heybetli bir meclis oldu ve Mirzalar her noktada anlaşarak birbirlerine kılıç çekmemeğe ahdettiler. Ahitname yazıldı ve üçü tarafından imzalandı. Ahit gereğince, Taşkend, hoca hazretlerinin delaletiyle Ah- med Mirza'dan Mahmud Mirza'ya geçmişti. Fatiha okundu ve Mirzalar birbirlerine veda edip ayrıldılar. * «Reşahat» sahibi: — Hoca hazretlerinin Mirzaları birbirleriyle barıştırdıkları sırada", yakınlarından biri keşif âleminde şöyle bir levha görmüş : Bir meydanda üç azgın deve... Üçü de birbirini dişleme ve parçalama vaziyetinde... Hoca hazretleri bunları yularlarından yakalıyorlar ve birbirini ısırmaktan alakoyuyorlar.
Salı, Aralık 25, 2007
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder