Salı, Aralık 25, 2007

AFFETMEK YÜCELiKTiR

Peygamber Efendimiz kendisi affedici olduğu gibi ashabını ve ümmetini de affetmeye teşvik ederdi. Hadis-i şeriflerinde söyle buyururdu: "Alçak gönüllülük ancak kulu yükseltir. Alçak gönüllü olun ki, Allah-u Tealâ da sizi yükseltsin. Affetmek insanin ancak şerefini artırır. Affediniz ki, Allah da sizi aziz kilsin. Sadaka vermek mali çoğaltmaktan başka bir şey yapmaz. Sadaka veriniz ki, Allah azze ve celle size rahmetiyle muamele eylesin."(5)
Demek ki affetmek insana bir kusur, bir noksanlık getirmez, aksine insanin izzet ve şerefini artırır. Affedeni Allah aziz kılar. Affetmek yüceliktir, Allah affedeni yüceltir. Affetmek kolay değil, affetmek Islam ahlâkinin güzelliklerindendir, ama herkesin yapabileceği bir iş de değildir. Çünkü affetmek demek, size yapılan bir kötülüğü, bir haksizliği görmemek, onu bağışlamak, hatta bazen daha da ileri giderek ona iyilikte bulunmak demektir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde söyle buyurmuştur:"Faziletlerin en üstünü seninle ilişkisini keseni senin arayıp sorman, seni mahrum bırakana senin yardımda bulunman ve sana zulmedeni senin affetmendir.”(6)
Evet seni arayıp sormayanı, sen arayıp onunla ilgilenmeye devam edeceksin, en müşkül anlarında sana yardim etmeyene, sen yardim etmeye devam edeceksin, sana haksizlik yapanı, zulmedeni affedeceksin... Bu, her babayiğidin yapabileceği bir şey değildir. Bunu yapabilmek için Yüce Dinimiz Islâm’ı özümsemek, Islâm terbiyesi ile yetişmek gerekir. Kuran-i Kerim’den öğrendiğimize göre affetmek takva sahiplerinin alâmetlerindendir ve Allah affedenleri sever:"Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun. O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.(7)
“Sizin affetmeniz takvaya daha yakındır.”(8)Affetmek, intikam almaya gücü yetenler için söz konusudur. İntikam almaya gücü, yetmeyenlerin zaten başka yapabilecekleri bir şey olmadığı için, susmalarına affetmek denilmez. Onun için Emevi halifelerinden adalet, züht ve takvasıyla meşhur olan Ömer b. Abdülaziz de: "Affın en güzeli, hasmını ezmeye muktedir iken yapılandır."(9) demiştir.Aslında Islâm’ın getirmiş olduğu evrensel prensiplere göre, sizin sağ yanağınıza vurana sol yanağınızı çevirmeniz de gerekmez. Haddi asmamak şartıyla size yapılan kötülüğe misliyle mukabelede bulunabilirsiniz. Islâm, insana bu hakki vermektedir. Bu hak kullanılırsa günah işlenilmiş olmaz. Fakat affı tavsiye etmektedir. Buna göre, yapılan bir kötülüğe misliyle mukabelede bulun mak bir hak, affetmek ise fazilettir."Bir kötülüğün karsiligi onun gibi bir kötülüktür. (Bununla beraber) kim affeder, (haksizlik edenle) arasını düzeltirse onun da mükâfatı Allah'a aittir."(10) buyrulur.Onun için büyük bilgin Camî de: "Suçludan öç almak adalet, onu bağışlamak ise fazilet- tir."(11) demiştir. Bir de affedilen kimse karşısındakinin büyüklüğünü görüp mahcup olacağı yerde, şımarıklığını ve zulmünü daha da artıracaksa, bu tür kimseleri affetmemek daha yerinde olur. Bu tür kimseleri affetmek, bir bakıma onların zulümlerinin devamını istemek olur. Hepimiz Allah'ın affına muhtaç olduğumuza göre bizde affedici olmalıyız, başkalarının hatalarını, kusurlarını affetmeliyiz, bağışlamalıyız ki, Allah da bizim hatalarımızı, kusurlarımızı affetsin , bağışlasın.

Hiç yorum yok: